26 Eylül 2017 Salı
Until it comes..
Hayatın hiç bir anlamının ve amacının kalmamış olması mıdır daha çok can yakan yoksa umudunun tükenmiş olması mıdır? yoksa umutsuzluktan çıkmaya çalışırken düşülen çıkmazlar mı? kalmış mıdır umut? tekrar bulunabilir mi? kaybolan seneler, tek amacına ulaşmak yapılan için he adımın aslında seni daha da uzaklaştırmış olduğu hissi.. Bile bile atlanılan ateşin içinde çırpınacak gücü kalmayan bir ruh.. bir kaçış arayışı biri gelse de beni buradan çıkarsa hissi.. ama aynı zamanda sana kimsenin yardım edemeyecek oluşu.. sevdiğin her şeyin seni yavaş yavaş öldürmesi.. tüketmesi.. uykunun her zamankinden daha güzel bir kurtarıcı olması.. uyanmanın ölüm gibi hissettirdiği boşlukta çırpınıp dururken yok olmayı hatta hiç ama hiç var olmamış olmayı istemek..beklentilerini boşa çıkardığın insanlardan kaçmanın yollarını aramak.. yüzleşmeye gücünün olmaması.. kısacası kötü ne varsa hepsinin hissedilmesi ve bir o kadar da hissizleşmiş olmak.. çoğu zaman düşünememek, neyin ne olduğunu kimin senin ne için ne olduğunu anlayamamak.. duyulan özlemin sanki seneler önce gördüğün ve hayal edemeyecek kadar silikleştiği bir rüyaya dönüşmesi.. neden diye sormaktan yoruldum.. tanıdığım bildiğim sevdiğim sevmediğim her şeyden uzaklaşma isteği, acı vermesine rağmen bunu yapmak istemek. gitmek bir şeyi değiştirmeyecek oysa ki.. geçmişi her zaman içinde taşımak ama onları geleceğin bir parçası haline getirememek. gününde anında olmadığı gibi gelecekte de olmayacağını düşünmek.. artık bu bir varoluş meselesi değil bir yokoluş meselesi.. her şeyin farkında olmama rağmen bir şey yapamamak.. kısacası hayatımın elimden kayıp gidişine seyirci olmak.. ölüm denen kelimenin korku değil huzur vermesi..dahası yok. fazlası yok. ne bir eksik ne bir fazla..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
